1 Saat, 3 Kişi, 0 Kelime


Pazar günü en yakın arkadaşım ve yeni tanıştığımız Muhammed’le birlikte hiç konuşmadan sohbet ettik. Üstelik bu, hayatımın en anlamlı sohbetlerinden biriydi. Kelimeler yoktu içinde. Ses yoktu, harflerin içine gizlenmiş sitemler, cümle aralarındaki uzun sessizlikler de yoktu. Bakışlar vardı, gülüşler, eller.

Muhammed, Sessizlikte Diyalog’un rehberlerinden biri.  Derin ve benim çıktığımız olağanüstü yolculuğu borçlu olduğumuz kişi. Daha önce Karanlıkta Diyalog’a gitmiş biri olarak o kapıdan içeri girdiğimde bizi büyülü bir 1 saatin beklediğini biliyordum. İçerde gördüklerimizi, yaşadıklarımızı anlatmayacağım. Henüz filmi görmeyenler için sonunu söylemek olur bu. (Ama mutlaka Gayrettepe Metrosu’na gidip onu görün!) Şimdilik şunu söyleyeceğim, bir kez daha anladım ki biz sözüm ona “engelsiz”lerin işitme ve konuşma konusundaki engelleri daha büyük. Duyabiliyorken dinlememek, ses çıkarabiliyorken boş konuşmak, mesela. Muhammed bize  ikili iletişimin büyüsünü, sabrın kıymetini, dikkatini birine vermenin bu hayatın kilit noktası olduğunu tekrar hatırlattı. Oradan çıktığımda kendime sorduklarımı şimdi size soruyorum.

Bugün hangi kelimeleri söylemeseniz de olurdu? Hangi yorumlarda bulunmasanız? Hani “de” bağlacını anlatmak için söylenir ya, “Kaldırın, anlam bozulmuyorsa ismin –de hali değil, bağlaçtır.” Siz de o kelime(ler) olmadan da anlatabilir miydiniz hislerinizi? Ya da daha iyilerini seçebilir miydiniz? Daha dikkatli dinleyebilir miydiniz karşınızdaki kişiyi? Telefona bakmadan da yapabilir miydiniz bu işi? “Sen anlat, ben seni dinliyorum” demeden de…

Begüm

P.S: Hakan Elbir’e varlığı, inandıkları ve kattıkları için hep, çok teşekkürler.

 

Comments are closed.