Ah Şu İlham!


Sitemizin okurlarından biri geçenlerde bize bir e-posta yollamış, hakkında yazabileceğimiz bazı konu başlıkları önermiş. Son olarak da büyük bir anlayış ve tevazuyla ‘’biliyorum, yazmak ilham meselesi’’ demiş. Birbirinden güzel önerileri bir yana, nedense bu ‘ilham’ kavramı bana yazmak için ilham verdi bu hafta.

İlhamın en klişe ve romantik tasviri, tek başına takılan, boş sayfaların, müzik aletinin, boş bir tuvalin, mermer veya bronz bir kütlenin başında meşhur ilham perileri tarafından öylece ziyaret edilmeyi bekleyen, bu gizemli ziyaret nihayet gerçekleştiğinde ise, yaratıcılığı adeta hiç beklenmedik bir zatürre vakası gibi yaşayan acılı, kafası karışık ve dünyadan kopuk sanatçı imgesi… Bana sorarsanız bu tablodaki acılı unsur, sanatçımızın kendisinden çok, bize yutturulmaya çalışılan yaratıcılık anlayışı. İki seçeneğimiz var: İlhamını beklemeye inanıp yaratıcılığı kendimiz için tümden imkansız bulmaya başlayabilir veya hemen bugün, şimdi, yaratıcı biri olabiliriz.

Sir Ken Robinson’un, geleceği asla tam olarak öngöremediğimiz bir dünyada, eğitim sistemlerinin birörnekliği hakkındaki harika konuşmasını belki izlemişsinizdir. Ama daha da önemlisi, eğitim süreciniz boyunca mutlaka şu veya bu alanda yeterince iyi olmadığınızı söyleyen öğretmenleriniz, sizi yeterince yaratıcı düşünememekle suçlayan büyükleriniz olmuştur. Yaratıcılığı birtakım insanlara bahşedilen az bulunur bir değer gibi görmekten vazgeçmek için yapmamız gereken ilk şey, o öğretmen(ler)e ve büyüklere ‘’kapa çeneni!’’ demeyi becermek. Kendimizi yaratıcı bulmadığımız her an, kafamızın içindeki öğretmen veya aile büyüğü dırdır etmeye başladığında, ona hak verip kendi kanatlarımızı kırmak yerine, artık bir yetişkin olmanın sorumluluğunu alabilir, yanlış yapmak pahasına zihnimizi uçmak istediği yerlere doğru özgür bırakabiliriz.

İlhamın yolunu gözlemeyi boşverin. Hepimiz doğuştan yaratıcıyız ve hepimizin hayatı kendi sanat eserimiz. Sizin yönteminiz her gün minik bir detayla kıyafetinize fark katmak, insanlarla kurduğunuz en küçük iletişimde bile karşı tarafı daha mutlu kılmak, çok iyi çay demlemek, dört dörtlük raporlar yazmak, bir yelkenliyi idare etmek veya çocuklarla iyi geçinmek olabilir. Yaratıcılık neden ille de belli alanlarda, belli şekillerde geçerli olsun ki?

Kendimizin daha yaratıcı versiyonları olmak için ilhamın ziyaretine ihtiyacımız yok. Yaratıcı olduğumuza inanmamız yeterli. Bugün. Şimdi!

Ege

Comments are closed.