Borçsuz Hayat


Kredi kartının borcunu her ay düzenli olarak ve tamamen ödeyebilen, evine, arabasına, eğitime dair borcu-harcı olmayan o şanslı azınlığın bir üyesiysek ne mutlu! Maalesef çoğumuz diğer kulübün üyesiyiz: Borç yiğidin kamçısıdır kulübü. Bu kulüpte mutlu olanlar da vardır elbet. Ama siz mutsuz üyelerden biriyseniz, belki de ne kadar çabuk ayrılsanız o kadar iyi edersiniz. İşte hepimizin işine yarayabilecek birkaç çıkış tavsiyesi:

* Öncelikle suçu kendimizde arayalım

Ekonominin kötüye gidişini kendi kötü finansal tercihlerimize bahane etmemekle başlayabiliriz işe. Dünyanın %75’i günde 2 dolara yaşayabiliyorken elimizde olanlarla hepimiz gayet varlıklı sayılırız. Borcumuz varsa, arkasında kendi tercihlerimiz var. O evi, o arabayı, o tatili, çocuğumuzu şu veya bu okula yollamayı biz seçtik. Eğer altından kalkamıyorsak bizim hesabımızda bir dengesizlik var. Ya daha çok kazanmanın yolunu bulmamız gerekiyor, ya da daha az harcamanın. Denklem basit, seçim bizim.

* Daha fazla borç yaratmayalım

Battı balık yan gitmesin. Bugüne dek sahip olmadan yaşayabildiğimiz şeylerin çoğuna, bugünden sonra da ihtiyacımız yok demektir. Satın alma hevesimizi törpülemekte zorlanıyorsak kendimize hakim olamayacağımızı düşündüğümüz AVM ziyaretlerini kartsız gerçekleştirmeyi deneyebiliriz. Çarşıya, markete alışveriş listesi ve nakit parayla gitmek de bir başka yöntem. Bu süreçte tek seferlik ihtiyaç duyduğumuz kimi giysi ve aksesuarları arkadaş gardıroplarından ödünç alabilir, büyük alışveriş kalemlerini listeleyip 1-2 ay sonra hala ihtiyacımız olup olmadığını yeniden değerlendirebiliriz. Yine süreci kolaylaştırmak adına, alışveriş sitelerinin e-bülten listelerinden çıkmak da daima etkili bir yöntem.

* En küçük borçtan başlayalım

Halihazırdaki kredi kartı borçlarının minimum tutarını muhakkak ödemek kaydıyla, farklı kategorilerde birden fazla borca sahipsek, bir liste yapmak işe yarayabilir. Borçlarımızdan kurtulmak konusunda motive olmaya ihtiyacımız varsa en küçüğünü seçelim ve bir an önce ödemeyi hedefleyelim. Bir sonraki ay, maaşı alır almaz ilk işimiz bu olsun mesela. O karanlık listeden tek bir borcun silinmesi bile iyi hissettirecektir. Keza, birden fazla kredi kartımız varsa, en çok dert edindiğimiz bir tanesini seçmek ve onu ödemeye odaklanmak iyi bir strateji. Borcu biten kredi kartını iptal ettirmeyi de unutmayalım tabi! Tek bir kredi kartıyla da yaşamak mümkün.

* Kullanmadıklarımızı paraya çevirelim

Hala iyi durumda olan ama kullanmadığımız her eşya bize nakit olarak geri dönebilir. Giysiler, küçük ev aletleri, mobilyalar, kitaplar… Satış sitelerine yükleyebilir, evimizde bir hafta sonu satışı düzenleyebilir, eskicilere ve ikinci el dükkanlarına teklif edebiliriz. 3-5 kıytırık eşya ne kadar para eder ki diye düşünüyorsak, düşünmeyelim: Evimizde kira vermeden yaşamaktan daha fazla para getirecekleri kesin. Eşyalardan kurtulmak hoşumuza giderse belki de daha cesur adımlara hazırız demektir. Mesela arabamızı satmak gibi. Bu kararı çok radikal buluyorsak, özellikle büyük şehirlerde toplu taşımanın her gün milyonlarca insan tarafından kullanıldığını hatırlayalım. Benzin, kasko-sigorta, bakım-onarım ve park yeri ücretleri üst üste eklendiğinde ortaya nasıl bir rakam çıkıyor, işin matematiğini yapıp son kararı vermek bize kalmış. Günün sonunda hangisi daha önemli: Büyük bir borcu kapatmanın hafifliğini yaşamak mı, kendi arabamıza sahip olmak mı?

* Para hakkında konuşalım

Özellikle de çocuklarımızla. Çoğumuz para konusunu açmayı, hele de detaylandırmayı ayıp veya gereksiz buluruz. Oysa hayatın özünde var para ve alışveriş. Sadece bir dükkana girip bir şeyler satın almaktan bahsetmiyorum. Hayatımızı nasıl kazanacağımıza karar vermek bile, günün saatlerini (yani yaşamımızın ta kendisini) hangi işle, ne kadar ücret karşılığında değiş-tokuş edeceğimizi seçtiğimiz bir alışveriş değil mi? Satın aldığımız her şey de, temelde hayatımızın işe harcadığımız belli miktarda saatine karşılık bir değiş-tokuş aslında. Böylesine önemli konuları çocuklardan saklamak, hayatın en temel dinamiklerini de kendimize saklamak demek. Kötü veya yıpratıcı olan paranın kendisi değil, bizim ona yaklaşım biçimlerimiz. Çocuklarda paraya karşı korku ve nefret uyandırmadan para bilinci oluşturmak da yine bizim görevimiz.

Hadi borçlara bir öncelik verelim, yeni yıl onlardan kurtulduğumuz yıl olsun!

Ege

Comments are closed.