Doğru İnsanı Bulmak


Geçmiş yüzyılların gündeminde pek az yer kaplamış bir sorunumuz var bugünlerde: Romantik ilişkilerde en doğru insanı bulmak. Aramaktan adeta Gollum’a döndüğümüz, bulamamaktan en mustarip olduğumuz insan o. O tek ve özel insan. Yetenekleri ve özellikleri saymakla bitmiyor. Bize saygı duyuyor ve değer veriyor. Güzel/yakışıklı, akıllı, esprili, şefkatli, güvenilir, yetenekli. Kariyer basamaklarını üçer beşer tırmanıyor. Bir yandan da çocuklarımızın anası/babası olmak için biçilmiş kaftan.

Bu adamı/kadını bulamamak bir dert, bulmak ise çoğu kez ayrı bir dert. Bulamadıkça ona atfettiğimiz özellikleri cilalıyor, etrafımızdaki daha az parlak adayları iyice görmezden geliyoruz. Olur da bulursak (veya en azından bulduğumuza inanırsak), o insanın hayatının orta yerine çöreklenmeyi borç biliyoruz. Artık ‘biz’ olduk madem, hesap sormak, akıl vermek, orda burda karşı tarafın 1-2 ufak yanlışını düzeltmek serbest. Sonuçta yanımızda geziyor, o demek biz demek, biz demek o demek. Birbirimizin imajına katkı sağlamamız, daima uyumlu bir bütün olarak hareket etmemiz şart.

Şart mı gerçekten? Bize en doğal gelen seçimlerimiz veya hareketlerimiz hakkında eleştirilmek hoşumuza gider mi? Bir insanın duygusal, fiziksel ve ruhsal bütün ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olmak rahat, mutlu ya da özgür hissettirir mi? Üst üste kaç kez ideal partneri oynayabiliriz, sıkılmadan ve rolümüzün dışına çıkmadan?

Hiç kimse bize istediğimiz her şeyi olamaz ve veremez. Tıpkı bizim de hiç kimseye, ne kadar seversek sevelim, istediği her şeyi olamayacağımız ve veremeyeceğimiz gibi. Bu duruma hayıflanmak veya asıl sorunun doğru insanı bulamamamız olduğunu düşünmek yerine, beklentilerimizi sadeleştirmek işe yarayabilir.

Hepimizin kendine has tuhaflıkları ve başkalarıyla geçinmeyi zorlaştırabilen kusurları var. Biz dört dörtlük olmadığımıza göre karşı tarafın dört dörtlük olmasını beklemek anlamsız. Bütün o can sıkıcı huylarımızla sık sık birlikte veya ayrı ayrı hatalar yaptığımız, yine de günün sonunda dinlemeye, anlamaya ve uzlaşmaya açık olduğumuz ilişkiler, belki kulağa hayallerimizdeki kadar mükemmel gelmeyebilir. Ama bizi dönüştüren, hayatımıza anlam katan ve geride iz bırakan ilişkiler sadece kalpleri, balonları ve çiçekleri değil, ruhun en karanlık taraflarını da göze aldıklarımız değil midir?

Keşke doğru insan eşittir doğru ilişki olsa. Doğru veya yanlış, ilişkiler en az iki kişiliktir.

Ege

 

Comments are closed.