Gündelik Felsefeler


İlgiyle takip ettiğim Austin Kleon, geçenlerde üç farklı yazısına gönderme yaparak üç ayrı mesaj vermiş. Aşağıdaki başlıklara tıklayarak ilgili yazılara ulaşabilirsiniz. Ama onun seçtiği örnekler ve mesajlar, bana başka şeyler düşündürdü.

Fikrimizi değiştirebiliriz

Kleon haklı, fikirlerimizi değiştirmek bazı dostları kaybetmemize sebep olabilir. Ancak bu noktaya gelmek için bile, öncelikle fikirlerin değiştirilebilir şeyler olduğuna inanmak gerekiyor. Ailemiz bizi belli bir fikrin yanlış olduğunu söyleyerek büyütmüş, yaşadığımız bazı olaylar bu inancı pekiştirmiş, yakın çevremiz bu fikirden çok uzak bir hayat sürmüş olabilir. Ve biz bütün bunlara rağmen bir gün bu fikrin bize son derece iyi geldiğini kendimize itiraf edebilir, kabullenebiliriz. 10, 20, 30 yıl önceki biz olmak zorunda değiliz. Yeter ki yeni biz, bize daha iyi gelsin.

Her şeyi paylaşmak zorunda değiliz

Kleon, yaratıcılığımızı geliştirmek için doğru cevapların ve nasıl’ların peşinde koşmak yerine, deneme-yanılma yöntemiyle kendi tarzımızı bulmayı önermiş. Sanatçı ve yazarlara da yöntemlerine dair her bir şeyi paylaşmamalarını öğütlemiş.

Acaba aynı kuralları gündelik hayat ve sosyal medya paylaşımları için de kullanabilir miyiz? Her detayı anlatmamak, her bilgiyi dökmemek, her yorumu yazmamak, kendimizi biraz da kendimize saklamak nasıl olurdu? Belki de takip ettiğimiz hayatların mükemmel olduğu yanılgısını daha az yaşar, daha az kıyaslama yapardık. Gördüğümüz değil de kendi istediğimiz ideal hayat hakkında daha çok düşünme fırsatı bulurduk. Farkı seçimler yapar, farklı deneyimler kazanırdık.

Sessiz kalma hakkımızı kullanabiliriz

Gündem, olaylar ve duygularımız çok yoğun olduğunda sessizliğin yapıcı gücünü kullanmak ideal bir senaryo olabilir. Ama bu senaryoyu seçmenin en zor geldiği zamanlar da genellikle kaygı ve korkularımızın en yoğun olduğu anlar değil midir?

Belki de sessiz kalma hakkını kullanmak için önce daha basit ve sıradan fırsatları değerlendirmeliyiz. Bize anlatılan bir olaya, kendi hayatımızdan örnek verme dürtümüzün farkına vararak ve yine de buna engel olarak mesela. Gün içinde sık sık yorum yapmama, dahil olmama hakkımızı kullanarak. Belki böylece dışardan duyduğumuz sesler yerine içimizde duyulmayı bekleyen seslere de yer açmış oluruz.

Ege

 

fotoğraf: Vivian Maier

Comments are closed.