Hayatı Güle Güle Kullanmak


Dün, güzel annemin doğumgünüydü. Ne mutlu bana ki, sağlığımıza kadeh kaldırıp bu günü birlikte kutladık. Ona iyi ki doğduğunu söylerken, benim de bu dünyada olmamı sağladığı için çok teşekkür ettim. Zira “hayat bir hediye”ydi. Sözün içi boşaltılmış olsa da, biz çoğu zaman bu gerçeği unutuyor olsak da.

Karşılıksız bir cana sahip olmuş gibi değil de, dünyanın bize muazzam bir borcu varmış gibi davranmıyor muyduk çoğu zaman? Elimizden alındığında kendimizin, sevdiklerimizin sağlığı, huzurumuz, rahatımız, isyan bayrağı çekmiyor muyduk? Bazen çok büyük beklentilere girip küçük mutlulukların değerini gözden kaçırmıyor muyduk?

Hayat aslında bize hiçbir şey borçlu değil. Tam da bu yüzden keyifli bir ânı, gelecek endişesiyle gölgelemememiz gerekiyor. Tam da bu yüzden hangi işi sevdiğimizi muhakkak keşfetmemiz gerekiyor. Tam da bu yüzden bedenimize çok iyi bakmamız gerekiyor. Kendimize, etrafa, dünyaya ilham verebilme gücü, bu hayatın en büyük mucizesi.

Bugün ettiğimiz her anlamlı sohbet, bizi uyutmayan her heyecan, çıktığımız her güzel seyahat, kendimizle başbaşa kaldığımız her huzurlu an, hepsi yine bu hediyenin. Ne zaman elimizden alınacağını bilmiyoruz madem, ve şu an ben bu yazıyı yazdığıma, siz de okuduğunuza göre, hediyemiz hala elimizde, o halde onu güle güle kullanmamamız için bir sebep yok.

Madem bilmiyoruz, bu hediyenin ne zaman elimizden alınacağını, ve madem şu an ben bu yazıyı yazıyorum, siz de okuyorsunuz, o halde güle güle kullanalım onu.

Begüm

Comments are closed.