İletişimin Sihri


Geçenlerde marketten çilek alırken arkamdan bir alışveriş arabası çarptı. Yanlışlıkla olduğunu düşünerek döndüğümde, araba sahibi hanımefendinin onu gayet bilinçli bir biçimde üzerime sürmüş olduğunu farkettim. Duruma anlam vermeye çalışırken “Siz de yolun ortasında durmayın.” dedi. Her ne kadar “yol” dediği çileklerin önüyse de, “İzin isteseydiniz yol verebilirdim.” dedim. Burada milletimin medeniyet seviyesinden dem vurmayacağım, meselem iletişim tercihlerimiz.

Acaba bizler de ihtiyaçlarımızın biz söylemeden anlaşılmasını bekliyor ve istediğimizi alamayınca da sinirleniyor muyduk? Arzularımızı paylaşmadan çaresizce bekliyor muyduk?

Nasıl ki sipariş vermeden istediğimiz yemeğin önümüze konması mümkün değilse, hayatın her alanında aslında sistem aynı. İstemeyi, kendimizi doğru ifade edebilmeyi öğrenmek belki de huzurlu ilişkiler kurmanın ilk adımı.  

Bu vesileyle hepimiz bir düşünelim istedim, istek veya ihtiyaç,  kime neyi söylememizde fayda var? Elimizde arabayla öylece durmak ya da daha kötüsü birilerinin üzerine sürmek yerine?

Begüm

Comments are closed.