Kurbağanızı Nasıl Alırdınız?


“Sabahları ilk iş canlı bir kurbağa yiyin, bir daha gün boyunca başınıza daha kötü bir şey gelemez.demişti Mark Twain. Sabahları kurbağa yemek söylemi, güç işlerle özdeşleştirilir. Bu belki yazmayı sürekli ertelediğiniz bir e-mail, belki başlamaya elinizin gitmediği bir proje, belki de her gün yapmayı dileyip yoğunluktan beceremediğiniz meditasyon olabilir. (Aslında sonuncusu biraz benim bakış açım zira bir şeyin “frog” unvanına layık görülmesi için o işin daha ziyade yapmanız gereken ama yapmaya pek gönüllü olmadığınız bir şey olması gerekiyor. Ancak ben hayattaki nihai hedefin yalnızca yapmayı istediğiniz şeylerle çevrili olmak olduğuna inandığımdan bu şekilde ifade ettim) Sonuç olarak bu kurbağa meselesi size ilk olarak “o” iş her ne ise onu yapmanızı öneriyor. Güne bunu yaparak başladığınızda bir şey başarmış olmanın verdiği tarifsiz duyguyu gün boyu yaşayacağınızı söylüyor.

Ben de uzun zamandır her gün kendime bir “frog” seçiyorum ve günün kaosuna dalmadan önce –ki o kaosu minimuma indirmek de hayattaki bir diğer hiç bitmeyen gayem- tamamlamak için elimden geleni yapıyorum. Biliyorum ki, yapamazsam beynim onu iyice büyütecek, ikisi bir araya gelip benim günümü mahvedecekler ve ben bırakın o işi bitirmeyi, yapmam gereken diğer şeyleri de yarım yamalak bir konsantrasyonla yapmaya çalışacağım. Çok net söyleyebilirim ki, hiçbir işi yapmanın yorgunluğu bitmemiş işlerin insana yüklediği ağırlığı geçemez.

Yarın sabah kendinize bir kurbağa belirleyin. E-maillerinize bakmadan, sabahı öğlen yapmadan o işi bitirin. O tarifsiz keyfi duyarken bana teşekkür edeceksiniz!

Afiyet olsun.

Begüm

Comments are closed.