Size Bir Tavsiye!


Hiç uzun vadeli ilişkisi olmamış bir dosttan kaç kez ilişkiler hakkında tavsiye istediğinizi hatırlıyor musunuz? Veya bankada sadece o ayı idare edecek kadar parası olan akrabadan kaç defa yatırım önerileri dinlediniz? Peki ya 10 yıldır aynı yerde çalışan veya 3 ayda bir şirket değiştiren o malum arkadaştan aldığınız kariyer akılları?

Hepimiz sıkıntılı durumlarda sevdiklerimizin yanında olacak kadar özverili, onlara çeşitli akıllar verecek kadar da akıllı olduğumuza inanırız. Ama gerçekten öyle miyiz acaba? Verdiği akılları hep şaşkınlık ve ilgiyle okuduğum James Altucher ‘’Tavsiye daima otobiyografidir’’ diyor ve akıl dediğimiz her şeyi pek güzel özetliyor bence. Efkarlı bir rakı sofrasında, çok sevdiğimiz dertli gönüllere bir teselli mi olmak istiyoruz? Başımızdan geçen türlü türlü talihsizlikler ve zihnimizin bir köşesinde daima yaşattığımız son derece kişisel ideal dünyamız bir araya geliyor hemen. Çoğu zaman sözcüklerimizin kıymeti de, gerçek bir bilgelik veya nesnellik içermekten çok, dostane bir samimiyetle söylenmesinden geliyor. Teselliler tavsiye kılığına bürünüyor kriz anlarında. ‘’Sana kız/erkek mi yok?’’lardan tutun da ‘’para dediğin şöyle kazanılır’’lara, ‘’aynısını ben de yaşadım, bak şimdi’’lerden, ‘’bu işin sırrı budur…’’lara, saatlerce uzayıp gidebilen bilirkişi beyanlarından hakkımıza düşen payı almayanımız var mıdır acaba?

Oysa en masum tavsiyelerin bile karanlık bir tarafı var. Bir kişinin beceremediğini başkası da beceremez diyor sık sık. Sadece iyi şeyler ummanın ve beklemenin bütün sıkıntılardan kurtulmak için en ideal yöntem olabileceğini iddia etmekle yetiniyor bazen. Genellikle her sorun için tek bir çözümü var. Bazı sorunların ise asla çözülemeyeceğini savunuyor. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun, tavsiye geçmişin gölgesini taşıyor. Oysa yaşam tüm hızıyla geleceğe doğru gidiyor. Hücreler yenileniyor, kan temizleniyor, yaralar iyileşiyor, yapraklar yeşeriyor… İnsanoğlu hep değişen ve yenilenen bir dünyaya, mutlak olanın çivisini çakmaya çalışıyor her tavsiyede.

E ne yapalım peki, başkalarından hiç mi akıl-fikir almayalım? Sonuçta biz almamayı seçsek bile, verilmesinden asla kurtulamayacağımız ender şeylerden biri söz konusu şurda. Maruz kalmaktan kaçış yoksa, belki de duyduklarımızla aramıza belli bir mesafe koymayı denemenin zamanıdır artık. Her tavsiye sahibinin geçmişiyle geliyorsa eğer, bizim geleceğimiz nereye gider?

Ege

Comments are closed.