Eleme Sanatı


Uzun zamandır benimsediğim sadelik fikri geçenlerde yine çok güzel bir “iyi ki” yaşattırdı bana.  

Taşındık. Eşyalarımı kolilere koyarken farkettim ki, tıpkı William Morris’in salık verdiği gibi kullanmadığım ya da güzel bulmadığım hiçbir şeye yer bırakmamıştım. Her şeyin ya hayatımı kolaylaştıran bir işlevi vardı ya da ilham veren bir güzelliği. Şüphesiz bu uzun bir sürecin sonucuydu. Akşamdan sabaha olmamış, hatta aylarca da olmamış ancak yıllar içinde kendime tanıdığım zaman ve karar özgürlükleriyle istediğim noktaya gelebilmişti. Bugünden sonra zevklerim ve alışkanlıklarım pekala değişecek de olabilirdi ama benimle kalan bir “eleme” becerisi vardı artık. Bir elbisede, bir projede, bir cümlede, hatta bir insanda benimsediğim.

Hep bahsettiğim kendini tanıma mesaisinin sonucuydu bu durum. İşte tam da bu yüzden hayatımızda neleri elememiz gerektiğini ne bir insan ne de bir kitap söyleyebilirdi bize. Onlar ancak birer el feneri olabilirdi bu yolculukta ama yönü belirlemesi gereken bizlerdik.

Bugün bir oturup düşünelim, bütün kuralları, yazılanları çizilenleri bir kenara bırakıp. Neyi elemek, neyi tutmak istiyoruz hayatımızda? Zihninizi bu yönde çalıştırdıkça gün gelecek zorlanmadan, zaman bile harcamadan muzicelere tanık olduğunuzu göreceksiniz.

Begüm

Comments are closed.