Sürpriz!


Bahar gelmiş gibi yapıp bizi kandırdıktan sonra soğuk ve puslu bir sabahın erken saatlerinde sokaklardaydım. Elinde sapsarı mimozalar, bir adam geçti önümden. Birinin karanlık sabahını aydınlatmak için ne güzel bir yoldu.

Sürprizleri oldum olası seven ben, gülümsedim. Birilerini şaşırtmak için zaman, özen ve çaba harcayan insanlara hep hayranlık duymuşumdur. İnce düşünen, jestlerle günlük hayatı güzelleştiren fertlerden oluşan bir ailede büyüdüğüm için hep çok şanslı oldum. Bu öğrendiklerimi hayata geçirmek, zamanın hızına, karmaşasına kurban etmemek için de özen gösterdim. Evet, bugün hala aynı şehirde yaşadığım insanlara mektup yazan biriyim.

Sürprizin hayatımızdaki yerini düşündüm sonra. Bir vermek, bir de almak vardı ya. Her iki tarafta olmanın da ne muazzam bir mutluluk verdiğini. Beklenilmeyenin güzelliğinin, hayatı bir anda tekdüzelikten nasıl çıkarabildiğini. O anda, hangi rolde olursak olalım -şaşırtan ya da şaşıran- nasıl o ana büyüleyici bir biçimde odaklanabildiğimizi. Bu paylaşımlar için bizim ne kadar çaba harcadığımızı düşündüm. Meşguliyetin, hayatın gailesinin galip gelip gelmediğini. Sürprizler, insanlara onları sevdiğimizi söyleme şeklimiz. Bazen arkasından büyük planlar yaptıran, bazense anlık jestlerden oluşan. Ama mutlaka içinde özen, düşünce ve duygu barındıran.

İlişkilerin ve hayatın kendisinin zamana, tahmin edilebilirliklere yenilmemesini sağlamanın en güzel yollarından biri, sürpriz yapmak. Sevdiğimiz insanların gözünde o pırıltıyı görmek için bence biraz çaba harcamamıza değer. Yarın uyandığımızda bunu bir daha düşünelim.

Begüm

Comments are closed.